| Merkez Bankası Döviz Kuru | |||
| ALIŞ | SATIŞ | ||
| USD | 44,6474 | 44,7278 | |
| EURO | 52,6281 | 52,7229 | |
| Bugün: | 32 |
| Dün: | 59 |
| Toplam: | 3252 |
AHLAT Hakkında Bilinmesi Gerekenler
Bitlis iline bağlı bir ilçe olan Ahlat, Van Gölü kıyısında yer almaktadır.
Tarihî bir ilçe olan Ahlat’ta yaklaşık 40 bin kişi yaşamaktadır. İlçedeki Selçuklu Dönemi’nden kalma mezar taşları, Türk tarihi açısından önemli veriler sunan, günümüze kadar gelmiş tarihi kalıntılardandır. Ahlat, Van Gölü’nün en güzel kıyılarından birine sahiptir. Bu imkân değerlendirilerek ilçede su sporları gelişmiştir ve yaz mevsiminde göle girip yüzülebilmektedir. Doğal güzelliklerin ön planda olduğu ilçe, Selçuklu ve Osmanlı’dan kalma mirasıyla da dikkatleri üzerine çekmektedir.
Ahlat folkloru diye adlandırdığımız düğün, kına, nişan, asker uğurlama, yöresel çocuk oyunlarımız ilçemizde halen devam ettirilmektedir.

İlerleyen süreçte Akkoyunlu ve Safevi hâkimiyetinin de etkin olduğu bölgeye Osmanlılar Çaldıran Savaşı ile 1514 yılında giriş yapmıştır. Daha sonra İran denetimine tekrar girdiği görülse de Ahlat, Kanuni Sultan Süleyman’ın İran Seferi sonucunda kesin olarak Osmanlı’ya bağlanmıştır. 1915 yılında gerçekleşen Rus işgaline kadar Ahlat, uzunca bir süre Osmanlı’ya bağlı kalmıştır. En sonunda Ahlat, 1929’da Van’a, 1936’da ise Bitlis’e bağlı bir ilçe konumuna gelmiştir.
Tarihi boyunca birçok kavim ve hanedanlık arasında el değiştiren Ahlat, yoğun tahribata uğramasının yanı sıra birçok kalıntıyı da günümüze kadar taşıyabilmiştir. Eski çağlardan günümüze kadar önemli bir yerleşim olma özelliğini koruyan Ahlat, tarihî ve doğal varlıkları ile cazibe merkezi niteliği taşımaktadır ve önemli bir turistik merkezdir.
Kümbet kitabesine göre 1396-1397 yılında ölen Emir Ali Kızı Erzen Hatun için yaptırılmıştır.Diğer kümbetlere nispeten daha zarif olan bu yapı, ince süslemelidir.Yoğun bir taş işçiliği görülmektedir. İki katlı kümbetin mezar odası çapraz tonozla örtülüdür.Kare kaideden köşelerin pahlanmasıyla onikigen gövdeye geçilmiştir.Dairesel planlı kümbet, içten kubbe, dıştan iki kademeli örtü sistemiyle konik bir külahla örtülmüştür. Bu yapı Ahlat Kümbetleri içerisinde en süslü olanıdır.Kümbetin hemen hemen her santimi zarif tezyinatıyla dikkat çekmektedir.Yapının tepesinden, gövdenin alt kısmına kadar süslemeleri vardır.Geometrik süslemelerin yanında çok çeşitli bitkisel motifleride göz doldurmaktadır.Kaide süslemeleri diğer kümbetleri andırır.Gövdenin alt kısmını iki düğüm motifli geometrik geçme bordürü ile sathi küçük nişlerden meydana gelen bir şerit çevirir.Cepheler, sathi Bursa kemerli nişlerle yapılmıştır.Dört esas yönü dışındaki cephelerde, sağır bursa kemerlerinin içinde, daha derin olan üçgen nişler vardır.Bu nişlerin alt uçlarının sadelerine karşılık, üst

uçları radyal bir şekilde yayılan yivlere sahiptir.Bu nişleri, yanlardan ve üstten geometrik veya bitkisel kompozisyonlu bordürler çevirir. Bitkisel kompozisyondaki bordürler, kıble cephesinin iki tarafında yer alır.Bu bordürler, iki ruminin kavradığı palmet motiflerinin üst üste sıralanışı ile meydana gelir.Kaidenin dört köşesinde meydana gelen ikişer adet üçgen pahla onikigene geçilmekte ve kaidenin hemen bitiminde gövdenin bütün etrafını saran örgülü kenar kurnişi başlamaktadır.Yüzeyden kabartma olarak yapılmış örgü motifi aynen Hüseyin Timur-Şirin Hatun kümbetinde olduğu gibidir.30 cm. genişlikteki örgünün üzerinde kırık hatlarla meydana gelen tezyini kemer sıralarından ikinci bir kuşak etek bordürünü tamamlar. Geometrik bordür iki çeşittir.Bordür ekseni üzerinde sivri köşeleri çakışan altıgenler sivri köşeler uzatılarak birbirleri ile alternatif olarak birleştirilmiş veya sivri köşelerden çıkmış uçlar birbirini keserek diğer altıgeni teşkil etmiştir.Böylece, zencirek izlenimini bırakan atlatıcı bir altıgenler silsilesinden ibaret olan bordür dekorasyonu doğmuştur.Bu süslemeler, gövdenin üst kısmını yatay bir bordür halinde çevirir.Diğer geometrik bordürleri, yıldız geçmelerden meydana gelen pozisyonlar teşkil eder. Kümbet üzeri, adeta hiç boş yer bırakılmazsızın zengin motiflerle taş işçiliği ile bezenmiştir.Motifler o kadar güzel ve değişiktir ki, Ahlat kümbetlerinde bu kadar çok motifin bir arada görülmesi bir şaheser olarak karşılanmaktadır.Çok motifin bulunmasına rağmen hiçbir motif biri birine ters gelmemekte, büyük bir armoni içerisinde kaynaşmaktadır.
Tatvan yönünden Ahlat’a girişte, yolun sağında (meydanlık mezarlığının karşısında), Van Gölü’ne yakın yerde, halk arasında “Eyiler” olarak tabir edilen mevkide bulunmaktadır. Kümbetin kitabesi mevcut değildir.Fakat kuzeydoğusunda kalıntısı mevcut olun Sadi Aka (Ağa) kümbetinin taşlar arasında kitabesi bulunup 1300 (13. Yüzyıl sonu) okunmuştur.Ancak günümüze kadar baki kalamamıştır.Yapım tekniği ve süsleme özellikleri dikkate alınarak 1285 yılına doğru yapılmış olduğu kabul edilmektedir.İlhanlılar zamanında Çobanlı Şeyh Hasan 1340 yılında hanlık mevkiine çıkınca Tebriz’de Usta Şagirt adıyla bir mescit yaptırmıştır.Ahlat, Küçük Şeyh Hasan’ın idaresinde olduğuna göre, Usta Şagirt Kümbeti’ni yaptırması da ihtimal dahilindedir.

Kümbet; kare kaideli, silindirik gövdeli, konik külahlı ve iki katlıdır.Ulu kümbet, Ahlat’taki kümbetlerin en büyüğüdür.A.Gabriel tarafından “Ulu kümbet” olarak adlandırılmıştır.İki katlı olan kümbetin doğu yönündeki merdivenle cenazeliğe inilir.Buranın üzeri aynalı tonoz ile örtülüdür.Alt kat birçok kümbete nispetle büyük ve yüksektir.Cenazeliğin kapısı bir zaruret olarak ön cephede değil, yan kenarda (doğuda) açılmış ve iç veya dış mekanın bozulması önlenmiştir.Yüksek kaideli kümbetlerde bu problem daima bu şekilde halledilmiştir.Kare plandan köşe pahları ile oluşturulan onikigen ve onu izleyen bilezik üzerinde silindirik gövde yer alır.Gövdenin üzeri içten kubbe, dıştan konik külah ile örtülüdür. Üst kata, kuzeydeki karşılıklı (çift taraflı) merdivenle çıkılır.İkinci katta, doğu, batı ve güney yönde birer pencere bulunur.Güneydoğu köşede de küçük üst pencere yer alır.Bugünkü doğal yüzeyden, külah tepesine kadar 20 m. yüksekliğindedir.Cenazelik katıda dahil edilirse bu yüksekliğin toplamı 22.35 metredir.En alt zeminden çatı uç noktasına uzunluğu 36.5 metredir.
Osmanlı Kalesi’nde Kadı Mahmut Cami’nin yanındaki bu cami, Kanuni Sultan Süleyman’ın vezirlerinden İskender Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kitabesinde 1564 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır. Cami kare planlı, harimi köşe tromplarıyla duvarlara oturtulmuş tek bir kubbe ile örtülü, kuzeyde yan duvarların uzantısı ile sınırlandırılmış üç kubbeli bir son cemaat mahalli ve kuzeybatı köşesinde öne doğru bir çıkıntı yapan bir mimaresi olan, klasik Osmanlı mimarisi tarzında bir mabeddir. Altta on, üstte dört ve kubbe eteğinde sekiz pencere ile aydınlatılmaktadır. Duvarları iki renkli kesme taş, kubbe ve tromplar tuğla ile örülmüştür. Caminin kuzeybatı köşesinde kare kaideden, onikigen kasnakla silindirik gövdeye geçilen minaresinin külah kısmı sonradan yapılmıştır. Sade görünüşlü bu caminin minaresinde ve mihrabında tezyinat vardır. I. Derece Sit Alanı içinde bulunmaktadır.

İsmini verdiği Kale mahallesi’nde bulunan kale, eski kalenin güneydoğusunda, Van Gölü sahilinde bulunmaktadır. Dikdörtgen planlı kale içinde Osmanlı dönemine ait iki cami ve bir de harap hamam bulunmaktadır. Ortada yer alan ve davulhane denilen küçük bir iç kalenin etrafını üç taraftan çeviren surlarla kale içi iki kısıma ayrılmıştır. Kalenin kapılarındaki kitabeler, bu yapının eski kalenin harap olmasından sonra şehri gölden gelecek hücumlara karşı korumak amacıyla, Yavuz Sultan Selim’in 1514 Çaldıran seferinden sonra inşa edildiği ve daha sonra Kanuni Sultan Süleyman tarfından genişletildiği anlaşılmaktadır. Yeni kalenin duvarları kısmen sağlam olup, surların dışında ve kaleyi kuşatan hndekten ve göl kenarında olduğu bilinen rıhtımdan iz kalmamıştır. Göl kıyısındakı kayıkhanede bulunan harp kayıkları göl tarafından kalenin güvenliğini sağlarlardı. Osmanlı Kalesi sınırı içerisindeki alan, Kentsel+Arkeolojik Sit Alanı’nı oluşturmaktadır.
